İSVEÇ’TEKİ KIBRIS TARİHİ

 

 

Geçtiğimiz haftalarda Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya ile birlikte, “Cittaslow’’ belgesini ve bayrağını almak üzere İsveç’e bir ziyaret gerçekleştirdik. Bu vesileyle İsveç’e gitmişken, hem başkent Stockholm’ü hem de cittaslow kasabası Falköping’i gözlemleme şansını da yakaladık. İskandinavya’nın yıldızı Stockholm ve sakin şehir Falköping başka bir yazımın konusu olacak. Çünkü bu hafta, yıllardır görmeyi arzuladığım bir mekanın hikayesini, yazmayı tercih ettim. Kıbrıs haricinde, en fazla tarihi eserin yer aldığı, Medelhavsmuseet… Bir başka deyişle, “Akdeniz Medeniyetleri Müzesi’’…

 

Stockholm’a ayak basar basmaz, Arlanda Havaalanından otobüs ile şehir merkezine gittik. Daha önceden tanışıklığımız olan, değerli araştırmacı ve arkeolog arkadaşım Marie Louis Winbladh, şehir merkezinde bisikleti ile bizi karşıladı. Akşamüzeri, Stockholm’den Falköping’e trenle gideceğimizden, zamanımız kısıtlıydı. 6-7 saatte elbette ki, bir şehri tanımak çok da kolay değildi. Lakin, Marie bizlere az zamanda çok yer göstererek, bu gri renkli havası olan şehri sevmemizi sağladı. Daha önceden ayarladığımız üzere, ilk durağımız en fazla merak ettiğim yerleren biri olan, Kıbrıs’a ait arkeolojik eserlerin sergilendiği, Medelhavsmusset oldu.
Petra Tou Limnidi, Vouni Sarayı, Soli Harabeleri, Mersinaki, Enkomi ve Agia İrini gibi yerleşim yerlerinden çıkan binlerce parça eser, bu müzenin en değerli kolleksiyonunu oluşturuyor. Kıbrıs nere, İsveç nere diye düşünmemek ele değil… Tabii ki paha biçilmez kıymetteki bu eserlerin, Kıbrıs’tan İsveç’e gidişinin hazin bir serüveni var.

 

 

1927 – 1937 İSVEÇ KAZI HEYETİ KIBRIS’TA

Kıbrıs’taki Arkeolojik kazı çalışmaları içerisinde, İsveç Kazı Heyetinin 1927-1931 tarihleri arasında gerçekleştirmiş olduğu kazılar, ayrı bir öneme sahip. 1922-23 yıllarında, Pierides ailesinin daveti ile Kıbrıs’a arkeolojik kazı ve araştırma yapmak üzere, çok genç bir arkeoloeg olan Einar Gjerstad gelir. Bu süre zarfında Pre-historya ve Tunc Çağı ile ilgili araştırma ve dört arkeolojik alanın kazısını yürütür. Bu 1927-1931 yılları arasında gerçekleştirilecek olan muhteşem kazıların başlangıcını oluşturur. Kıbrıs’taki zengin tarihçeyi keşfeden, İsveç Kazı ve Araştırma Heyeti, 1927 Eylül ayında, 3 Arkeolog ve bir Mimar olmak üzere dört kişilik bir Ekip ile Kıbrıs adasına ayak basar. Arkeolojik Kazı çalışmalarında görev yapacak heyetin başkanlığını, Arkeolog Einar Gjerstad yaparken, adaya gelen heyet; Arkeolog Erik Sjoquist, Arkeolog Alfred Westholm (nam-ı diyar Alfiros ya da Alfredo), ve Mimar John Lindras’ten oluşmaktaydı. Tümü de 30 yaşın altında olan bu dört İsveç’li gencin, Kıbrıs’ta geçirdikleri dört yıllık süre zarfında, yürüttükleri sistematik arkeolojik alan ve mezar kazı çalışmaları neticesinde ortaya çıkardıkları buluntular, Kıbrıs adası’nın kronolojik tarihinin belirlenmesinde çok büyük rol oynar.

 

25 ARKEOLOJİK ALANDAN 18.000 ADET TARİHİ ESER GÜN YÜZÜNE ÇIKARTILDI
Kıbrıs’ta bulundukları dönem içerisinde aralarında Petra tou Limnidi, Lapithos, Engomi, Kition, Ayia.Irini (Akdeniz Köyü), Arsos, İdalion, Marion, Nitovikla Kalesi, Soli Roma Tiyatrosu, Cholades Tapınakları, Mersinaki ve Vouni Sarayı’nın da bulunduğu 25 Arkeolojik alanın Kazısı gerçekleştirilir. Yürütülen kazı çalışmalarında, Neolitik Devirden, Roma Dönemine kadar çeşitli dönemlere ait 18,000 adet, buluntu ortaya çıkarılır. O dönemde, Kıbrıs’taki İngiliz İdaresi ve İsveç Yönetimi arasında yapılan antlaşmaya göre ele geçirilen tüm buluntular, kazı çalışmalarının sona erdiği dönem olan 1931 ilkbaharında aralarında bölüştürülmüştür. Kıbrıs Kazısında ortaya çıkarılan buluntuların, % 65’ine tekabül eden 12.000 adet kayıtlı eser, Mağusa limanından hareket eden gemilerle, İngliz yasalarına uygun bir şekilde yasal yollardan İsveç’e taşınır.

 

MÜZENİN EN ÖNEMLİ PARÇALARI
1927-1931 Kıbrıs kazılarında açığa çıkarılan ve İsveç’te bulunan en önemli eserlerden bazıları şunlardır; Vouni Sarayı’ndaki Athena Tapınağında günışığına çıkarılan, “Kıbrıs’ın en güzel başı’’ olarak nitelendirilen, tanrıça Athena heykeli, Engomi’de bulunan altın takılar, işlemeli kaplar, Lapitos şehrinde bulunan Geometrik döneme ait kaplar, Ay.İrini’den Arkaik döneme ait çok sayıda tasvir, Mersinaki’de Hellenistik özellikler taşıyan heykeller ve kazısı yapılan diğer yerlerde ortaya çıkarılan paha biçilmez çok sayıda kireç taşından ve pişmiş topraktan (terracota) yapılmış heykeller. Bunun haricinde, Kıbrıs’taki şehir krallıklarına ait sikkeler, binlerce vazo, çanak, çömlek, metal bakır objeler, altın ve gümüş takılar, ortaya çıkarılır. 1929 Kasımında, Agia İrini (Akdeniz) köyünde, papaz Prokopius’un tarlasında bulmuş olduğu bir tapınağı, yetkili mercilere bildirmesi ile birlikte, Arkaik döneme tarihlendirilen, çok sayıda el değmemiş terekota heykelin bulunmasını sağlar. Tapınakta, küçük, büyük, değişik boyutlarda kıvırcık sakallı insan figürleri yanında, dört atın çektiği tam zırhlı savaş arabaları bulunur. Tapınaktan gün yüzüne çıkarılan eserler, “Fantastik, eşsiz ve büyüleyici’’ heyecan uyandıran eserler olarak göz kamaştırır. Bu önemli koleksiyonun bir bölümü, İsveç’te diğeri ise Güney Lefkoşa Kıbrıs Müzesindedir.
İsveç’in başkenti Stockholm’daki Medelhavsmuseet (Akdeniz Medeniyetleri Müzesi) ise, Kıbrıs dışında, Kıbrıs’a ait eski eser koleksiyonlarının sergilendiği en önemli müzedir.
A.B.D New York Metropolitan Müzesi, İngiltere British Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki onlarca müzede, güneş ve tarih adası Kıbrıs’a ait eserler sergilenmektedir.

KIBRIS TARİHİ YENİDEN YAZILDI:‘TARİHE IŞIK TUTAN KAZI EKİBİ
1927 Eylül ve 1931 ilkbaharı arasında geçen süre zarfında İsveç’li dört gencin öncülüğünde ve İsveç Krallığının katkılarıyla yürütülen çalışmalarda Kıbrıs tarihi adeta yeniden yazılmıştır. İsveç Veliaht Prensi, majesteleri Gustav Adolf (11 Kasım 1882 - 15 Eylül 1973) 1930’da Kıbrıs’ı ziyaret eder. Bu ziyaretin birçok nedeni vardı. Tamamlanmadan önce arkeolojik çalışmaları yerinde görmek, denetlemek, bizzat çalışmalara katılmak ve İsveç’in payına düşecek kadarını belirlemek.

İsveç’teki Medelhavsmuseet’e, Kıbrıs’tan giden eserler sınırlı bir miktarda sergilenmektedir, Müze depolarında henüz açılmamış içerisinde Kıbrıs’a ait eserlerin bulunduğu 5000’den fazla kutu muhafaza edildiği, müze yetkililerince belirtilmektedir. Daha önce de vurguladığımız gibi, Medelhavsmuseet, Kıbrıs adası dışında, Kıbrıs’a ait eserlerin sergilendiği dünyadaki en zengin kolleksiyona sahip müzelerin başında geliyor. Müzenin en önemli koleksiyonunu oluşturan, Kıbrıs’tan çıkan eserler, yeniden düzenlenerek kazı çalışmalarının 80.yıldönümünde (2008-2009) çeşitli etkinliklerle sergilenmiştir.


İsveç Kazı heyetinin, Kıbrıs’ta yürütmüş olduğu kazı çalışmaları, Kıbrıs’taki ilk bilimsel kazı olma özelliği ile Kıbrıs Arkeolojisinde çok ayrı ve özel bir öneme sahip. İsveç Kazı Heyetini ‘Kıbrıs Adası’nın tarihine ışık tutan Kazı Ekibi’ olarak nitelendirmek, son derece yerinde bir tanımlama olur. Kazı ekibi başkanı Gjerstad, Kıbrıs kazıları ile alakalı yazmış olduğu bir raporunda, bu etkileyici arkeolojik çalışmalardan, özellikle de Neolitik dönem izlerinden ‘Adanın Uyanışı’ olarak bahseder.

Kaynaklar:
(1) The Swedish Cyprus Expedition : ‘’ Finds and Results of the Excavations in Cyprus 1927-31) ‘’ printed in Sweden-Stockholm-1937
(2) The Cyprus Collections in the Medelhavsmuseet
(3) Marie-Louise Winbladh, ‘’ Cypern Möte Mellen Kulturer’’
(4) Paul Aströms, ‘’ The Fantastic Years on Cyprus ‘’
(5) Marie Louise Winbladh, ‘’ Kıbrıs Macerası’’ – Galeri Kültür Yayınları - 2013

 

 

http://www.havadiskibris.com/Ekler/poli/258/isvec-teki-kibris-tarihi/2488